Telefon
WhatsApp
Keşan Kent Müzesi yıkılsın!

18 Kasım 2025’te yayımladığım “Kent Belleği” başlıklı makaleyle (Bakınız: https://www.ondergazetesi.com.tr/makale-detay/kent-bellegi-30.html), Keşan Lisesi binasının yıkılma kararı özelinde, bu ilçede yaşayan insanların anılarının bulunduğu yapıların yok ediliş sürecine ilişkin düşüncelerimi dile getirmiştim.

Bu talihsiz senaryo sürerken, aynı derecede vahim bir başka tabloyla karşılaştık.

Hastane Caddesi’nin sonunda, Kent Müzesi’ni ezerek üstünden geçen, Orduevi Kavşağı’ndan itibaren bütün Hastane Caddesi’nin üstüne inen heyula gibi bir yapı ortaya çıktı! Hem o tarihi hastane binasını ve panoramasını ezip geçen, hem de Hastane Caddesi’nin hava akımını direkt kesecek bir tuhaf yapı!

Sosyal medyada, Bir tane tarihi yapımız korundu diye sevinmiştik, onun da silüetini hallettik! Eski Keşan Hastanesi, yeni Keşan Kent Müzesi'nin 26 Ocak 2026'daki halidir!” diye yaptığım fotoğraflı paylaşım üzerine, konu ancak birkaç kişinin dikkatini çekebildi. Onlar da eleştirime hak verdiklerini söylemekle birlikte; ne Hastane Caddesi sakinlerinden, ne Kent Konseyi ve diğer sivil toplum kuruluşlarından, ne siyasi partilerden, ne Keşan Belediyesi’nden, ne belediye ve il genel meclisi üyelerinden, ne basındaki meslekdaşlarımdan ve ne de diğer vatandaşlardan herhangi bir tepki geldi! 

O zaman, Nasreddin Hoca ile Timur’un fil hikayesi çok yakışır!

Diyorum ki; o hizmete sokulduğu andan itibaren (şu anki Devlet Hastanesi ve diğer üstünkörü yapılmış binalarda olduğu gibi) her tarafı akacak, orası burası sürekli onarılacak, kent kültürü ve mimari estetikten yoksun binanız orada kalsın; önündeki Keşan Müzesi olarak değerlendirilen tarihi hastane binasını yıkın! O çirkin binanınızın önü açılsın, Orduevi Kavşağı’ndan itibaren bütün caddenin üstüne iyice saçılsın bu zevksizlik ki; buna itiraz etmeyen, yaşadığı yöreye sahip çıkmayan, gelip geçici insanların on yıllardır yaşadığı ve çocuklarının da yaşayacağı hayata egemen olmasına izin veren toplum, o çirkinlikle yaşamaya mahkum olsun!

DEVLET HASTANESİ!

Bu konu açılmışken; orada yapılmasına başından beri karşı çıktığım (bu konudaki makalelerim arşivlerde duruyor), o dönemki Belediye Meclisi’ni buna onay vermemeleri konusunda uyardığım, ya Destek Kıtaları alanında ya da Karayolları’nın şantiye alanında yapılmasının daha uygun olduğuna dair görüşlerimi ısrarla dile getirdiğim Keşan Devlet Hastanesi, daha şimdiden yetersiz kalmış durumda! Zaten kendi yaptıkları projeyi bile alana oturtmakta güçlük çekmişlerdi, şimdi vatandaşlar, araçlarını koyacak yer bulamıyor. Daha önce hastalar ve hasta yakınlarının da kullandığı bir alan kapatılıp personele ayrılmış durumda, eksi katlarda ise sadece yine personelin kullandığı kapalı otoparktan vatandaşlar yararlanamıyor, hastaneye gelenler birkaç tur attıktan sonra araçlarını ana yola bırakmak zorunda kalıyor.

Şimdi Hastane Caddesi’nde, eski hastane binası yıkılıp yerine yine bir sağlık birimi oluşturuluyor. Yanında, yine çok da eski olmayan (Erdoğan’ın başbakanlık döneminde açılan), şu an Kaymakamlığın kullandığı diğer hastane binası var. Sonrasında da Destek Kıtaları Kavşağı’na zorla sığdırılan ve daha şimdiden yetersiz kalan mevcut Keşan Devlet Hastanesi…

En başta belirttiğim “Kent Belleği” başlıklı makalemin sonunda sorduğum soruyu yineliyorum:

“Yıkılanların yerine yapılan binaların mimari estetiği, beton yapısı, kent kültürüne ve tarihine katkısı ne? Onlar kaç yıl sonra yıkılacak?

Ve eklemek zorundayım şu soruyu:

Buna kimler karar veriyor? Keşan’da yaşayan ve yaşamakta olacak insanlar mı, gelip geçerek kendi doğdukları yörelere dönecek kamu görevlileri mi?

Bu arada, Anıtlar Kurulu'nun bu tarihi yapı hinterlandında böyle bir yapılaşmaya izin verip vermediği de açıklanmalı!

Benim 60 yıllık hayatımın her şeyini yok edenler ve benim anılarımı, tarihimi hiçe sayanlar kimler? Ve buna, yöremizin seçilmişleri neden sessiz kalıyor?

  

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!