Telefon
WhatsApp
Keşan Kent Konseyi Başkanı Özdağlı, il genel meclislerini göreve çağırdı:  “Bu topraklar sahipsiz değil!”

 

Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı, Trakya’da tarım arazileri, meralar ve orman alanları üzerinde artan madencilik ve enerji projelerine dikkat çekerek İl Genel Meclisi üyelerini görevlerini yerine getirmeye çağırdı. Dr. Özdağlı: “Trakya’nın tarımsal alandaki talanına karşı, gerçek muhatapları göreve çağırıyoruz” dedi.

Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı, il genel meclislerinin, belediye sınırları dışında kalan alanlardan sorumlu, halkın oyuyla seçilmiş en önemli yerel karar organları olduğunu vurguladı. İl genel meclislerinin yetkilerini Anayasa ve İl Özel İdaresi Kanunu’ndan aldıklarını hatırlatan Dr. Özdağlı, bu meclislerin, merkezi idarenin taşra uzantısı değil; köylerin, meraların, tarım arazilerinin ve orman çevrelerinin asli koruyucusu olduğunu belirtti.

Köylerin idari statüsünde yapılan değişikliklerin, bu alanların mera, tarım ya da orman niteliğini ortadan kaldırmadığını ifade eden Özdağlı, “Hukuk açıktır, görev açıktır, sorumluluk açıktır. Bu gerçeklerin üzeri örtülemez” dedi.

İl Genel Meclislerinin görevinin yalnızca yol ve altyapı hizmetleriyle sınırlı olmadığını dile getiren Özdağlı, asıl sorumluluğun kırsal yaşamı ayakta tutan tarım, hayvancılık ve ortak kullanım alanlarını korumak olduğunu söyledi. Meraların kamu malı olduğuna dikkat çeken Özdağlı, bu alanların taş ocaklarına, madenlere ve enerji projelerine açılmasının yalnızca doğayı değil, köylünün geleceğini de yok ettiğini ifade etti.

Belediye sınırları dışındaki taş ocakları, madenler ve enerji projelerinin İl Genel Meclisi onayı olmadan ilerleyemeyeceğini belirten Özdağlı, imar planları ve ÇED süreçlerinde verilen görüşlerin hukuki açıdan belirleyici olduğunu vurguladı. Özdağlı, “Yetkimiz yok” söyleminin hukuki bir savunma değil, sorumluluktan kaçış olduğunu dile getirdi.

Mera, tarım alanı ve orman vasfı taşıyan arazilerde yapılacak tahsis değişikliklerinin ancak zorunluluk, kamu yararı ve alternatifsizlik şartlarıyla mümkün olabileceğini belirten Özdağlı, İl Genel Meclislerinin bu sürecin merkezinde yer aldığını söyledi. Dr. Özdağlı, içme suyu havzaları, tarım alanları ve hayvancılık sahalarının korunmasının bir lütuf değil, kamusal zorunluluk olduğunu ifade etti.

Mezarlıklar, ziyaretgâhlar ve kutsal alanların kültürel hafızanın ve inanç özgürlüğünün mekânları olduğuna dikkat çeken Özdağlı, bu alanların çevresinde yürütülen madencilik faaliyetlerinin anayasal hak ihlali anlamına geldiğini belirterek, il genel meclislerinin bu alanları korumakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Trakya’da yaşananların artık inkâr edilemez boyuta ulaştığını kaydeden Özdağlı, kent konseylerinin bu süreci yalnızca bir çevre sorunu değil, vatan toprağının ve gıda güvencesinin savunulması olarak gördüğünü söyledi. Mücadelenin birkaç projeye karşı çıkmakla sınırlı olmadığını, üretimi ve geleceği korumayı hedeflediğini ifade etti. Köylerde yurttaşların, muhtarların ve üreticilerin dava açmak zorunda kaldığını; bilimsel raporlar ve bilirkişi incelemeleriyle geri dönüşü olmayan zararların belgelendiğini belirten Özdağlı, kamusal sorumluluğun bilinçli biçimde köylünün omuzlarına yüklendiğini dile getirdi.

Bakanlıkların ÇED süreçlerini masa başına sıkıştırarak sahadan uzaklaştığını ifade eden Özdağlı, bu yaklaşımın davaları uzattığını, yurttaşı yıldırdığını ve talanı hızlandırdığını söyledi. Bunun bir tesadüf değil, bilinçli bir yönetim tercihi olduğunu kaydetti.

Açıklamasının sonunda İl Genel Meclisi üyelerine açık çağrıda bulunan Dr. Özdağlı, “Sizler şirketlerin değil, köylünün hakkını korumak için seçildiniz. Bu koşullarda sessizlik tarafsızlık değildir; sessizlik talanın önünü açmaktır” dedi. Özdağlı, Trakya’da yürütülen mücadelenin meşru, hukuki ve bilimsel olduğunu vurgulayarak, bugün alınacak ya da alınmayacak her kararın bölgenin tarımsal geleceğini belirleyeceğini ifade etti.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!