Güzel Şarkıların Şairi Ahmet Can Akyol: ‘Şiirin Hayatımdaki Karşılığı: Mutsuzluk!’
Şair ve yazar Ahmet Can Akyol, Osman Coşkun’un sorularını yanıtladı. Yaklaşık kırk yıllık edebiyat yolculuğundan bestelenen şiirlerine, Dersim’den aşka, toplumsal hafızadan telif haklarına, dergicilikten radyoculuğa ve günümüz şiir ortamına uzanan kapsamlı söyleşi benosmancoskun.com’da yayımlandı.
Türk şiirinin uzun soluklu isimlerinden, çok sayıda şiiri bestelenerek müzik dünyasına taşınan şair ve yazar Ahmet Can Akyol, yazar Osman Coşkun ile kapsamlı bir söyleşide biraraya geldi.
“Güzel Şarkıların Şairi Ahmet Can Akyol: ‘Şiirin Hayatımdaki Karşılığı: Mutsuzluk!’” başlığıyla yayımlanan söyleşi, 3 Ekim 2026 tarihinde benosmancoskun.com üzerinden okurlarla buluştu.
Şiirin yalnızca edebiyat dergilerinin ve kitap sayfalarının içerisinde kalmadığı; müziğe, toplumsal belleğe ve insan hayatına nasıl karıştığının da izini süren söyleşide Ahmet Can Akyol, yaklaşık kırk yıla yayılan edebiyat serüvenini Osman Coşkun’un soruları üzerinden anlatıyor.
“Şiirin hayatımdaki karşılığı: Mutsuzluk!”
Söyleşinin en dikkat çekici anlarından biri, Osman Coşkun’un yıllar süren şiir yolculuğunun ardından şiirin Akyol’un hayatındaki karşılığını sormasıyla ortaya çıkıyor. Ahmet Can Akyol’un verdiği kısa ama çarpıcı cevap, söyleşinin de ana başlığına dönüşüyor.
Bu tek cümle; şairin şiirle kurduğu ilişkinin yalnızca estetik bir uğraştan ibaret olmadığını, hayat, insan, acı, aşk, hafıza ve yaşanmışlıkla iç içe gelişen bir edebiyat anlayışını da ortaya koyuyor.
YAKLAŞIK KIRK YILLIK BİR ŞİİR YOLCULUĞU
20 Nisan 1962’de Nazımiye’de doğan Ahmet Can Akyol’un edebiyat yolculuğu uzun yıllara dayanıyor. Şiirleri 1987 yılından itibaren yayımlanmaya başlayan Akyol, ilk şiir kitabı “Şafağı Kirletilmemiş Ufuklar”ı 1990 yılında okurla buluşturdu.
Aradan geçen yıllar boyunca şiiri hayatının merkezinde tutan Akyol; kitapları, dergicilik çalışmaları, radyo programları, müzik dünyasıyla ilişkisi ve kültür-sanat alanındaki faaliyetleriyle çok yönlü bir edebiyat serüveni oluşturdu.
Akyol’un kitapları arasında Şafağı Kirletilmemiş Ufuklar, Gülvatan, Ölü Sürgün ve Dersim, Hüzündür Aşk, Yüreğim Sınanmıştır, Şairler Erken Ölür, Seni Aşka Yazmalı, Güz ve Gazel gibi eserler bulunuyor.
Şairliğinin yanı sıra düzyazı alanında da üretim yapan Akyol’un “O Sabahı Beklerken” adlı romanı da edebiyat dünyasına kazandırdığı çalışmalar arasında yer alıyor.
Söyleşide bu uzun edebiyat yolculuğunun yalnızca kronolojisi değil, yıllar içinde şiir anlayışında, hayata bakışında ve edebiyatla kurduğu ilişkide meydana gelen dönüşümler de konuşuluyor.
ŞİİRİN MÜZİKLE BULUŞTUĞU BİR HAYAT
Ahmet Can Akyol’u Türk şiiri içerisinde ayrı bir noktaya yerleştiren özelliklerden biri de şiirlerinin müzikle kurduğu güçlü bağ.
Akyol’un dizeleri yıllar içerisinde çeşitli besteciler ve yorumcular aracılığıyla geniş dinleyici kitlelerine ulaştı. Şiir ile şarkı sözü arasındaki sınırların, bir metnin bestelenmesiyle nasıl değiştiği ve şiirin müzik aracılığıyla başka bir hayata kavuşması, söyleşinin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
“Asi ve Mavi”, “Seni Aşka Yazmalı”, “Sevdacan”, “Firari”, “Gülüşü Yaralım” ve “Asude” gibi eserler üzerinden şiirin müzik dünyasındaki yolculuğu da ele alınıyor.
Akyol’un şiir ve söz dünyası yıllar içerisinde Ferhat Tunç, Onur Akın, Efkan Şeşen, Mehmet Gümüş, Mazlum Çimen ve Nurettin Güleç gibi besteci ve sanatçıların çalışmalarına uzanan bir müzik çevresiyle kesişti.
Eserlerinin ve sözlerinin ulaştığı yorum dünyasında ise Müslüm Gürses, Edip Akbayram, İlkay Akkaya, Suavi, Koray Avcı, Yasemin Göksu, Hüseyin Turan ve Yavuz Bingöl gibi Türk müziğinin farklı kuşak ve türlerinden isimlerle kesişen geniş bir alan dikkat çekiyor.
Bu yönüyle söyleşi yalnızca bir şair portresi olmaktan çıkarak Türkiye’de şiir ile müzik arasındaki ilişkinin de yakın tarihine dokunan bir belge niteliği kazanıyor.
DERSİM, HAFIZA, AŞK VE HÜZÜN
Ahmet Can Akyol şiirinde öne çıkan temel unsurlardan biri doğduğu coğrafyanın belleği.
Nazımiye’den başlayan hayat yolculuğunun şiire yansımaları, Dersim’in tarihsel ve kültürel hafızası ile şairin kişisel dünyası arasındaki ilişki söyleşide geniş biçimde ele alınıyor.
Akyol’un şiirinde bireysel olan ile toplumsal olan çoğu zaman birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıyor. Aşk, ayrılık, yalnızlık ve hüzün gibi bireysel duygular; yaşanılan coğrafyanın, geçmişin ve toplumsal belleğin izleriyle yan yana geliyor.
“Ölü Sürgün ve Dersim” gibi eserlerinde daha görünür hâle gelen bu hafıza, onun şiir dünyasının belirleyici damarlarından biri olarak söyleşide de kendisine yer buluyor.
Aşk ise Akyol şiirinin diğer güçlü eksenlerinden biri. Ancak söyleşide ortaya çıkan portre, aşkı yalnızca romantik bir duygu alanı içerisinde ele alan bir şair portresi değil. Aşkın yanında ayrılık, kayıp, özlem, yalnızlık ve hüzün de bulunuyor.
Belki de bu nedenle, onlarca yıllık şiir serüvenini tek kelimeyle özetlemesi istendiğinde Akyol’un verdiği cevap “mutsuzluk” oluyor.
ŞİİR, ŞARKI SÖZÜ VE EDEBİYAT ARASINDAKİ SINIRLAR
Osman Coşkun’un sorularıyla ilerleyen söyleşinin önemli tartışma alanlarından biri de şiir ile şarkı sözü arasındaki ilişki.
Bir şiirin bestelenmesinin şiirin edebî niteliğini değiştirip değiştirmediği, müzik sayesinde yüz binlerce insana ulaşan dizelerin artık nasıl bir hayat sürdürdüğü ve şiir okuru ile müzik dinleyicisi arasındaki geçişler, Ahmet Can Akyol’un uzun yıllara yayılan deneyimi üzerinden konuşuluyor.
Böylece söyleşi sadece Akyol’un kişisel sanat serüvenini anlatmakla kalmıyor; Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan “şiir mi, şarkı sözü mü?” meselesine de bir şairin yaşanmışlıkları üzerinden bakma imkânı sağlıyor.
Akyol’un dizelerinin kitap sayfalarından çıkarak şarkılara, albümlere, konserlere ve farklı kuşaklardan dinleyicilere ulaşması, şiirin dolaşım alanının ne kadar genişleyebileceğini gösteriyor.
DERGİCİLİKTEN RADYOCULUĞA UZANAN BİR EDEBİYAT SERÜVENİ
Ahmet Can Akyol’un kültür-sanat alanındaki çalışmaları kitaplarla sınırlı değil.
Akyol, 1997–1998 yıllarında Bursa’da Mozaik Şiir/Sanat çevresindeki çalışmalarıyla edebiyat ve dergicilik dünyasının içerisinde yer aldı. Daha sonraki dönemlerde radyo yöneticiliği ve şiir programcılığı yaptı.
Şiirin yalnızca yazılan ve yayımlanan bir metin değil, seslendirilen, paylaşılan ve farklı mecralarda yeniden hayat bulan bir sanat olduğunu gösteren bu çalışmalar da söyleşinin biyografik arka planını oluşturuyor.
Akyol’un meslek birlikleri ve telif alanındaki deneyimleri de söyleşinin güncel yönünü güçlendiriyor. Uzun yıllardır şiirleri bestelenen bir isim olarak eser sahipliği, telif hakları ve sanatçının emeğinin korunması meselesi de konuşmanın önemli başlıklarından biri hâline geliyor.
DİJİTAL ÇAĞDA ŞİİR VE TELİF MESELESİ
İnternet ve sosyal medya çağında şiirin yayılma biçimi köklü biçimde değişti.
Geçmişte bir şiirin okura ulaşabilmesi için dergi, gazete ya da kitap gibi geleneksel yayın kanallarına ihtiyaç duyulurken bugün birkaç saniye içerisinde bir şiir veya dize binlerce, hatta milyonlarca kişiye ulaşabiliyor.
Ancak bu hızlı dolaşım yeni sorunları da beraberinde getiriyor. Şairin adının metinden koparılması, dizelerin yanlış isimlere atfedilmesi, şiirlerin izinsiz kullanılması ve dijital ortamlarda telif takibinin zorlaşması gibi meseleler, günümüzde edebiyatın önemli tartışma alanları arasında bulunuyor.
Ahmet Can Akyol söyleşisinde de telif meselesi yalnızca hukuki bir başlık olarak değil, şairin emeği ve şiirin dolaşımı arasındaki ilişkinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Akyol’un müzik dünyasıyla uzun yıllara yayılan ilişkisi ve meslek birlikleri içerisindeki deneyimleri, bu konuya yalnızca teorik değil, doğrudan yaşanmışlıklar üzerinden bakılmasına imkân sağlıyor.
GENÇ ŞAİRLERE: ÇOK OKUYUN, YAYIMLAMAK İÇİN ACELE ETMEYİN
Söyleşide bugünün genç şairleri ve edebiyata yeni başlayanlar da unutulmuyor.
Yaklaşık kırk yıllık bir yayın hayatının ardından Ahmet Can Akyol’un gençlere yönelik yaklaşımında özellikle okumanın önemi ve yayımlanmak konusunda acele edilmemesi öne çıkıyor.
Dijital çağın sağladığı hızlı görünürlük imkânlarının edebiyat açısından her zaman kalıcılık anlamına gelmediğine işaret eden bu yaklaşım, şiirde emek, birikim ve zaman kavramlarını yeniden gündeme getiriyor.
Söyleşi bu yönüyle yalnızca geçmişe dönük bir edebiyat muhasebesi değil, şiire yeni başlayan kuşaklara yönelik tecrübe aktarımı da içeriyor.
YENİ ÇALIŞMA: “İKRAR DİVANI”
Ahmet Can Akyol’un edebiyat yolculuğu geçmiş eserlerinin değerlendirilmesiyle sınırlı değil.
Şairin üzerinde çalıştığı “İkrar Divanı” da söyleşide gündeme gelen çalışmalar arasında.
Yıllara yayılan şiir üretiminin ardından ortaya çıkacak bu çalışma, Akyol’un şiir serüveninin yeni halkalarından biri olmaya hazırlanıyor.
Bu yönüyle Osman Coşkun ile gerçekleştirilen söyleşi bir yandan geçmişe bakarken diğer yandan şairin bundan sonraki edebiyat yolculuğuna ilişkin ipuçları da sunuyor.
OSMAN COŞKUN’UN SORULARIYLA PORTRE SÖYLEŞİ
Söyleşiyi gerçekleştiren Osman Coşkun, sorularını yalnızca Ahmet Can Akyol’un kitaplarına değil; şairin hayatına, şiir anlayışına, müzik dünyasıyla ilişkisine, Dersim hafızasına, dergicilik ve radyoculuk geçmişine, telif meselesine ve bugünün edebiyat ortamına uzanan geniş bir çerçevede kuruyor.
Ortaya böylece klasik soru-cevap formatını aşan, bir şairin yaklaşık kırk yıllık sanat hayatının farklı dönemlerini yan yana getiren kapsamlı bir edebiyat portresi çıkıyor.
Söyleşi; şiir okurları kadar Türk müziğinde yıllardır dinlenen şarkıların arka planını merak edenler, edebiyat araştırmacıları, genç şairler, müzik yazarları ve kültür-sanat takipçileri açısından da geniş bir içerik sunuyor.
SÖYLEŞİNİN ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLARI
- Ahmet Can Akyol’un 1987’den günümüze uzanan şiir yolculuğu
- İlk şiir kitabından bugüne uzanan edebiyat serüveni
- Şiirin Akyol’un hayatındaki karşılığı
- Nazımiye, Dersim ve toplumsal hafıza
- Aşk, ayrılık, yalnızlık ve hüzün
- Şiirlerin bestelenme hikâyeleri
- Şiir ve şarkı sözü arasındaki ilişki
- Müzisyenlerle ve yorumcularla kesişen sanat yolculuğu
- Dergicilik yılları ve Mozaik Şiir/Sanat
- Radyoculuk ve şiirin sesle buluşması
- Telif hakları ve sanatçının emeği
- Dijital çağda şiirin dolaşımı
- Günümüz şiir ortamı
- Genç şairlere yönelik düşünceler
- Yeni çalışma “İkrar Divanı”
SÖYLEŞİNİN TAMAMI
Güzel Şarkıların Şairi Ahmet Can Akyol: “Şiirin Hayatımdaki Karşılığı: Mutsuzluk!”
Söyleşi: Osman Coşkun
Yayın tarihi: 3 Ekim 2026
Yayın: benosmancoskun.com











Benzer Haberler
Güzel Şarkıların Şairi Ahmet Can Akyol: ‘Şiirin Hayatımdaki Karşılığı: Mutsuzluk!’
KTDD, THM Korosu 30. Yıl çalışmalarına 16 Ekim’de başlayacak
Hüseyin Peker, Altay Ömer Erdoğan ve İhsan Tevfik, 13 Ekim’de Tekirdağ’da buluşuyor
ADD Keşan Şubesi bünyesinde Ritim Grubu kuruluyor
Değirmenaltı’nda şiir, kitap ve sohbet buluşması
Yeni eğitim-öğretim yılı törenle başladı
Sonay Can’ın 4. kitabı, yayınevi değişikliğiyle basılabildi: Geziler (Rötarlı) Geçti Ömürden
ADD’nin Eğitim Bursu’na başvuru süreci 1 Eylül’de başlayacak